Doğal Taşlar ve Bilmeniz Gerekenler.

Genel 13 Eylül 2015
1.185

TAŞ KULLANIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
dogal-tas-temizligi
• KULLANMAK İSTEDİĞİNİZ TAŞIN, GERÇEKTEN O TAŞ OLMASI GEREKİR.
Örneğin kemik erimesine karşı önlem olarak TURKUVAZ taşı kullanmak istiyorsanız, alacağınız mavi veya yeşilimsi mavi taşın;
• Maviye boyanmış veya mavi boya emdirilmiş HOVLİT taşı,
• Zamkla birlikte mavi boya yedirilmiş ve fabrikada sıkılmış kireç,
• İşlenmiş Turkuvaz taşı artıklarının toz haline getirilip zamkla karıştırılarak sıkılmış hali,
• Turkuvaz taşına benzetilmiş sentetik madde,
• Üzerine boya sıvanmış cam ve benzeri bir mamul olmaması gerekir.
• Hatta bunların bedene zararı vardır, zira kimyasallar da bedenle iletişime geçerler ve hücreleri tahrip ederler.
• TAKIDA KULLANILAN TAŞLARIN DOĞAL (topraktan çıkarıldığı) HALİYLE KULLANILMASI MI GEREKİR. HAYIR.
Taşın işlenmiş olanı daha yararlıdır. Zira öncelikle siz ona değer verirseniz o da size değer verir, zira taş da ruh sahibidir. İkinci olarak taşlar doğal hallerinde kendilerine koruyucu kalkan oluştururlar, diğer taşlardan veya kendisine benzeyen maddelerden. Bu haliyle taştaki enerjinin size ulaşması zorlaşacaktır.
• TAŞLAR TAKI HALİNE GETİRİLİRKEN SAF GÜMÜŞLE BİRLİKTE DÜZENLENMELİDİR.
Öncelikle gümüş de beden için yararlıdır. İkinci olarak anti-oksidandır, bedendeki zararlı kimyasalları, tuzları, hücre artıklarını emer. Bu nedenle bazı insanlarda kararabilir. Üçüncü olarak en iyi enerji ileticisidir, taşların enerjisini ve minerallerini beden hücrelerine aktarır.
• SATIN ALINAN TAŞLARI, İLK KULLANIMDAN ÖNCE 2 SAAT KADAR TEMİZ SUYUN VEYA TEMİZ TOPRAĞIN İÇİNDE BEKLETMEK GEREKİR.
Zira taşlar, takı haline gelinceye kadar yüzlerce insanın eliyle temas etmektedir. Taşlar nasıl bedene etki ediyorsa, beden de olumlu veya olumsuz taşları etkilemektedir.
• TAŞLAR BEDENE DEĞMELİ (DOKUNMALI), ELBİSE ÜZERİNDEN KULLANILMAMALIDIR.
Evin bir köşesinde bulundurulan, cepte taşınan bir taşın da insana yararı vardır. Ancak taş, tedavi amacıyla kullanılacaksa bedene (tene) dokunması gerekir. Zira taşı oluşturan atomlardaki elektronların bedenle iletişime geçebilmesi buna bağlıdır.
• KULLANILAN TAŞLAR, HİÇ OLMAZSA HAFTADA BİR KEZ, 7–8 SAAT BİR BARDAK SUYUN İÇİNE KONULUP GÜNEŞ IŞINLARINI GÖREN BİR KONUMDA BEKLETİN VEYA TOPRAĞA GÖMÜN, SONRA TEKRAR KULLANIN. BU, TAŞTA OLUŞAN OLUMSUZ ENERJİYİ TEMİZLEYECEKTİR.
Bahçesi olmayanlar, büyükçe bir saksı içindeki toprağa da gömebilirler, ancak ayda bir kez bu toprağın da değiştirilmesi gerekir.
• KULLANMAKTA OLDUĞUNUZ TAŞLARI KESİNLİKLE BAŞKALARINA KULLANDIRMAYIN. BAŞKASININ KULLANDIĞI TAŞLARI DA KULLANMAYIN. AKSİ HALDE YÜKLENDİĞİ OLUMSUZ ENERJİ SİZE VEYA DİĞER KULLANANA ZARAR VEREBİLİR.
• TAŞLARI İÇİNDE BEKLETTİĞİNİZ SUYU KESİNLİKLE İÇMEYİN. BAZI TAŞ UZMANLARININ TAVSİYESİNİN AKSİNE ZARARLI.
Zira demir, bakır, alüminyum gibi bazı minerallerin doğrudan alımı zehirlenme etkisi oluşturabilir.
• Banyo yaparken takıların çıkarılıp çıkarılmaması kullanıcının isteğine bağlıdır. Çıkartmamanın herhangi bir zararı yoktur. Üstelik yıkanmış (temizlenmiş) olurlar.
• BEDENİNDE FAZLA MİKTARDA KİMYASAL VEYA TUZ BULUNAN KİŞİLERDE, GÜMÜŞÜN ÖZELLİKLE BEDENE TEMAS EDEN KISIMLARI KARARIR (OKSİTLENİR).
Kararan gümüş, ıslatılır ve sigara külüyle ovalanırsa veya kağıt peçeteyle iyice silinirse eski haline dönecektir. Diş macunuyla fırçalamak da aynı sonucu verebilir. Gümüşçüler genellikle kimyasalla parlattıklarından, beden için zararlı etkileri olabilmektedir.
Gümüşün demir karışımı olduğu, suda bekletildiğinde pas akıtmasıyla anlaşılabilir.
İNANÇ MESELESİ Mİ?

Bence taşlardaki şifa bilgisi, unutulmuş ya da ticari maksatlarla özellikle unutturulmuş kadim (yüzyıllar öncesinden bilinen) bir bilgidir. Yeniden filizlenen, bitkilerdeki şifa bilgisi gibi.

Unutturulmasının en önemli nedeni, insan bedenindeki veya ruhundaki hastalıklı bölgeyi iyileştirirken, diğer bölgeleri deforme etmemesi. Az miktarda bitkisel öz katılmış kimyasal ilaçların yan etkileri herkes tarafından bilinen bir olgu.

Bazı ilaçların prospektüslerinde yararlarının 5-10 katı zararlı yan etkisi sayılmakta, yani ilaç bir organ veya sistemimizi tedavi ederken, birkaç organ veya sistemimizin hastalanmasına neden olmaktadır. Aslında “neden olmaktadır” ibaresi yerine, bazı kötüniyetli ilaç şirketleri için düşündüğüm “hastalanmasını sağlamaktadır” kelimelerini kullanmak gerekir. Zira hastalanan her yeni organ, yeni ilaçların satışını sağlamaktadır.

Birçok insan, belki de kasıtlı bir propaganda sonucunda, eğer taşın bir faydası görülüyorsa, bu, taşıyan insanın buna inandığı ve psikolojik olarak etkilendiği içindir, diye düşünmektedir. “İnanç meselesi” deyimi böyle doğmuştur.

Önerdiğim taşları kullananlara sorduğum “nasıl oldun?” sorusuna verilen cevap da genellikle “İyileştim ama taşlardan mı oldu, bilmiyorum” olmaktadır.

Sıklıkla başı ağrıyan Asuman adlı bayana kolye olarak taşıması için Kaplangözü taşı vermiştim. Aradan günler geçti. Bir gün yine ziyaretime geldi. Solgun bir yüzle. Acı çektiği belli. Başı hem ağrıyormuş, hem de karıncalanıyormuş. Anladığım kadarıyla aşırı stres yüzünden. Verdiğim taş boynunda takılı değil mi, diye soruyorum. Bir itişip kakışma sırasında ipi kopmuş, iki gündür takmıyormuş.

Ağrıyan yerlere yavaşça sür diye Kaplangözü taşından yapılmış tesbihi veriyorum. İki üç dakika uyguluyor söylediğimi. Sonra, “başımdaki ağrı hafifledi, karıncalanma da geçti ama karıncalanma ayaklarıma indi” diyor. Devam etmesini istiyorum. Biraz sonra hem baş ağrısı geçiyor, hem de karıncalanmaları. Yüzüne de renk geliyor.

Diyor ki; “Hasan Ağabey, sen taşı verdiğinde faydasına inanmamıştım. Bunun bir inanç meselesi olduğunu sanmıştım. Şimdi yararının inançla ilgisinin olmadığını anladım.”

Taşların etkisi, bünyesinde bulunan minerallere bağlı olarak, tümüyle fiziksel ve biyolojik temellere dayanıyor. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor: Bir insanın iyileşeceğine inanması, iyileşmesine önemli oranda etki ediyor.
TAŞLARIN ŞİFASI ÜZERİNE
“Kişisel Gelişim Dergisi” ile yapılan röportajdan

Taşların insana nasıl bir faydası var?
Taşlar, insana yararı bakımından çok geniş bir yelpazeye sahip. Koruyucu hekimlikten tedavi edici hekimliğe kadar. Yine psikolojik rahatsızlıklardan fiziksel hastalıklara kadar.

En önemli yararı koruyucu hekimlik. Zira denge sağlayıcı. Ruhsal – fiziksel denge, sıvı – baz dengesi, minerallerin kendi arasındaki orantısal denge gibi. Ayrıca solunum, sindirim, boşaltım, ısı, bağışıklık, doku, hücre, iskelet gibi sistemlerin sağlıklı ve düzenli çalışmasına yardım ediyor. Salgı bezlerinin işlevlerini yerine getirmesinde de önemli.

Ayrıca bedensel veya ruhsal sağlığın bozulması halinde, tedaviye yardım edici fonksiyona sahipler. Bunu da vücut sistemlerini yeniden düzenleyerek, dengeleri yeniden kurarak yerine getiriyorlar.

Taşların yararı bilgisi, yeni bir bilgi mi?

Taşların şifa kaynağı olduğu bilgisi yeni bir bilgi değil. Belki de kadim (çok eski) bir bilgi. Yok olan medeniyetlerle birlikte bu bilgi de önemli ölçüde yitirildi. Ancak mukaddes kitaplarda, destanlarda, masallarda ve eski medeniyet kalıntılarında izleri kaldı.

Bu bilginin yeniden yeşermesinin önündeki en önemli engellerden birinin de ilaç firmaları olduğuna inanıyorum. Diğer alternatif koruyucu ve tedavi edici doğal unsurların unutturulmasında olduğu gibi. Bitkiler, renkler, müzik bunlardan birkaçı.

Her taş, her hastalığa şifa mı?

Her taş, her hastalığa şifa değil. Bazen iki – üç, bazen de beş – altı taş aynı hastalığın önlenmesinde veya tedavisinde kullanılabilir. Bazı hallerde bunların birlikte kullanılması daha iyi sonuçlar veriyor. Ancak vücut kimyasıyla taşın kimyasının birbiriyle örtüşmesi daha iyi sonuç veriyor. Bu da kişinin burcuyla, taşın bu burçla ilişkisindeki uyumla doğru orantılı.

Taşlar neden şifa kaynağı? Bu enerjiyi nerden alıyor?

Taşlar, çeşitli minerallerin bileşimi durumunda. Üstelik oluşumları için en kısa süre bir milyon yıl. Yani taşı oluşturan mineraller milyonlarca, hatta milyarlarca yıl içinde enerji yoğunlaşmasına uğramış durumda. Bu nedenle insan ömrüyle kıyaslanamayacak ölçüde ve yoğunlukta bu minerallerin enerjisini barındırıyorlar bünyelerinde. Bitip tükenmeyen bir enerji. (Ancak bazı ağır hastalıklarda 7 – 8 ay sonra taşların yenilenmesinde yarar var.)

Aynı mineralleri insan vücudunda da görüyoruz. Kimisi, bedensel ağırlığımızın belirli bir oranını oluştururken, diğerleri eser miktarda, yani mini-minnacık durumda. Ancak fonksiyonları çok büyük ve yaşamsal değerde.

Örneğin bedenimizde 4 gram kadar demir, 90 miligram kadar bakır, 2,5 gram çinko, beden ağırlığının yüzde ikisi kadar kalsiyum, binde beşi kadar magnezyum, yüzde biri kadar fosfor, 25 miligram iyot, 1 gram selenyum, 125 gram potasyum, ayrıca manganez, krom, silisyum, sodyum, klor, kükürt, kobalt, molibden, flüor, bor, lityum, nikel, alüminyum, brom, bizmut gibi mineraller bulunmaktadır. Yani toprakta hangi mineraller bulunuyorsa, topraktan yaratılan bedenimizde de aynı mineraller var.

Beden ve ruh sağlığımız için ilk olarak bu minerallerin bedenimizde bulunması, ikinci olarak da olması gereken oranda bulunması gerekmektedir. Zira, vücudumuzda belirli fonksiyonların gerçekleşmesini sağlayan minerallerin azlığı veya fazlalığı bu fonksiyonların yerine getirilememesine, bu da çeşitli fiziksel ve ruhsal hastalıkların oluşmasına sebep olmaktadır.

Örnek olarak magnezyum mineralini ele alalım: İnsan vücudunun yaklaşık binde beşi magnezyumdan oluşur. Bu miktarın yüzde altmış beşi dişler dâhil kemiklerde, yüzde otuz beşi de kan dolaşım sisteminde ve dokulardadır. Daha yoğun bulunduğu organlar kalp ve beyin.

Magnezyum, anti-stres minerali olarak bilinir, ilk olarak kasların gevşemesini, sakinleşmeyi, rahatlamayı sağlar. Üç yüzden fazla enzimin işlevinde rol alarak, çeşitli türde enerjinin üretilmesini, saklanmasını, kullanılmasını ve aktarılmasını sağlar. Kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesi, dişler dahil kemiklerin gelişmesi ve sağlıklı kalması, sindirim sisteminin düzeli çalışması, kalp damarlarının esnekliğini muhafaza ederek kalp krizlerinin önlenmesi, beden sıvılarındaki asit baz dengesinin sağlanması da magnezyumla doğrudan ilişkili.

Magnezyum eksikliği, beyin, kalp, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulmalara, enerji azalmasına, dolayısıyla halsizlik, yorgunluk, göz kararması, baş ağrıları, yüksek tansiyon, böbreklerin taş üretmesi, kemik erimesi, kaslarda ve kalpte çarpıntılar gibi fiziksel, algılama eksikliği, şaşkınlık, uyku bozukluğu, hafıza kaybı, sinirlilik gibi psikolojik rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Bebeklerin havale geçirmesi de büyük oranda magnezyum eksikliğine bağlıdır.

Bedendeki magnezyum eksikliğine, dengesiz beslenme sebep olduğu gibi, aşırı terleme, stres, hamilelik, bebek emzirme, sportif faaliyetlerde aşırı zorlanma, kandaki şeker oranının yükselmesi, kafein, alkol, idrar söktürücü ilaç kullanımı, sera ürünü yiyecekler de neden olmaktadır.

Genellikle kalsiyum eksikliğiyle ortaya çıkan magnezyum fazlalığı da, kasların yeterince kasılmamasına, dolayısıyla bitkinliğe, hareketsizliğe, depresyona, bellek bulanıklığına, nefes darlığına, kalp atışlarında düzensizliğe sebep olabilmektedir.

Ayrıca magnezyum, C vitamini ile sodyum, potasyum ve kalsiyumun etkili biçimde kullanımına da yardım etmektedir.

Magnezyum minerali, Akik (Agat), Ametist, Elmas, Granat (Garnet, La’l), Hematit, Jasper, Gül Kuvars, Mercan, Mıknatıs, Obsidyen, Opal, Sitrin, Yakut ve Yeşim taşlarında bulunmaktadır. Bu taşlar, yaydıkları enerjiyle bir şekilde vücuttaki magnezyum oranını dengelemekte, azlığı veya fazlalığı nedeniyle oluşan fiziksel veya ruhsal rahatsızlıkları ortadan kaldırmaktadır.

Taşlar, şifa veren enerjilerini insanoğlunun hizmetine yaratılan doğadan almakta ve doğal yoldan bize aktarmaktadır.

Taşlar, tedavi için yeterli mi?

Taşların şifası bazı hastalıklar için koruyucu ve tedavi edici hekimlikte yeterli olmakla birlikte, her hastalık için yeterli değil. Bir problem varsa, öncelikle bu problemin kaynağına inip bu kaynağı ortadan kaldırmak gerekir.

Örneğin işiniz, eşiniz, yaşantınız, beslenmeniz, sizde psikolojik veya bedensel rahatsızlıklar oluşturuyorsa, öncelikle bu problemi çözmek gerekmektedir. Problem devam ettiği sürece, taşların yararının sürekli olmasını beklemek doğal olarak yanlış.

Yine örneğin bazı taşlar ağrıları giderir. Ancak siz sinüzitseniz, iltihaplanma kronik hale gelmişse, Aventurin taşının etkisi bu ağrıyı hafifletecek, ancak ortadan kaldıramayacaktır. Öyleyse öncelikle sinüslerin temizlenmesi gerekmektedir.

Bunları söylerken modern tıbbı ve doktorlarımızı da dikkate almak gerekiyor. Kendisini insanların hastalıklarını tedavi etmeye adamış iyiniyetli doktorlarımız halen mevcut.

Taşların şifası nasıl belirleniyor?

İki bini aşkın mineral (taş) var. Bunlardan Elmas, Yakut, Zümrüt ve Safir, değerli taş statüsünde. Yarı değerli taş statüsündeki taşlar daha çok sayıda.

Ayrıca Kehribar (Amber), İnci, Sedef, Mercan gibi taşlaşmış organik materyaller de taş sınıfında değerlendiriliyor.

“Hangi taşın hangi hastalığa şifası var?” sorusunu iki şekilde cevaplandırmak gerekiyor: Öncelikle deneyimler önemli. Örneğin bazı taşlar tansiyonu düzenliyor, yani kan basıncını dengeliyor. Bazıları ağrıları hafifletiyor, yahut ortadan kaldırıyor.

İkinci olarak minerallerin insan vücudundaki fonksiyonlarını bilmek gerekiyor. Bir hastalık, bir mineralin eksikliğinden veya fazlalığından kaynaklanıyorsa, bu minerali yoğun olarak bünyesinde barındıran taş, o hastalığın şifası durumunda.

Bir taş yalnızca bir hastalığın şifası da değil, birçok farklı hastalığın da devası. Bu nedenle, bu konuda kaleme aldığım kitabın okunması gerek.

Taş kullanımında nelere dikkat edilmeli?

Taşların yararının görülebilmesi için ön şart, doğal taş olmalarıdır. Doğal taştan maksat, bir taşın, örneğin turkuvaz taşının, doğadan çıkarıldığı haliyle kullanılması değildir. Gerçekten turkuvaz taşı olmasıdır.

Zira vitrinlerde gerçek taşlarla sahteleri çoğunlukla yan yana satışa sunulmaktadır. Bu nedenle bir taşı satın alırken ya o taşı çok iyi tanımanız gerekmektedir yahut taşları iyi tanıyan, dürüstlüğüne güvendiğiniz birinden almanız. Aksi halde baş ağrısı için taş aldım ama hiçbir faydasını göremedim demek zorunda kalabilirsiniz.

Bir taşın sahtesi çeşitli anlamlara gelebilir. İlk olarak, renk bakımından benzeşen ve ekonomik değeri daha az olan veya hiç olmayan taşlar falanca taş diye satılabilmektedir.

İkinci olarak ekonomik değeri daha az olan renksiz taşlara renk emdirilerek veya dışı boyanarak Zümrüt, Turkuvaz, Akik gibi adlarla piyasaya sürülebilmektedir.

Üçüncü olarak lastik, kauçuk, cam, tahta, çam reçinesi gibi maddeler kimyasal işlemlerden geçirilerek bir taşa benzetilmekte ve satılmaktadır.

Benzetim o kadar mükemmel olabilmektedir ki bazen taşın sahte olup olmadığı ancak ölçümlerle anlaşılabilmektedir. Ölçümlere esas olacak bazı özellikler, “Şifalı Taşlarla Sağlıklı Yaşam” adlı kitapta, her taşın başlangıç bölümünde “Kimlik Kartı” başlığı altında verilmiştir.

Taşların yararlı olabilmesi için ikinci şart sanatkârane işlenmiş olmasıdır. Siz ona değer verirseniz, o da size değer verir.

Üçüncü şart tek başına kullanılmaması, yani gümüş veya altınla birlikte takı haline dönüştürülmesi gerekir. Bu yüzük de olabilir, gerdanlık veya kolye de.

Ancak taşın mutlaka bedenle temas etmesi veya enerji akışına engel bir yapılanmanın olmaması şarttır. Taşın her iki yüzünün de açık olması gerekir. Taşın bir yüzünün takı madeniyle kapatılması, enerji akışını engelleyen yalıtım durumu oluşturacak ve taşın yararını ortadan kaldıracaktır.

Taş bir yüzükteyse, yararı, sağ elin yüzük parmağına (en küçük parmağın yanındaki parmak) takmakla sağlanabilir.

Ancak ilgili taşın elbisemizin cebinde taşınması, odamızın bir köşesinde bulunması bile belirli oranda yarar sağlayacaktır.

Taşlar, vücudumuzun enerji iletişiminde aynı zamanda süzgeç görevi gördüğünden, süzgeçlerdeki tortuların temizlenmesine benzer şekilde temizlenmesi gerekir. Aksi halde, olumsuz enerji tortularının süzgeci kapatması nedeniyle bu görevlerini yapamaz hale gelebilirler.

Öncelikle taşları sürekli takmamak, arada bir dinlendirmek, hiç olmazsa gece yatarken çıkarıp temiz bir yere bırakmak gerekir. Zira sürekli yiyip içmek veya hiç durmadan ilaç kullanmak gibi bir etki gösterebilirler. Yahut yorgun düşebilirler. Zira biz onları cansız bir varlık olarak görsek de Muhyiddin Arabi’nin dediği gibi durağan nitelikte de olsa ruh sahibidirler. En azından sürekli kinetik enerji halinde olmaktan kurtarılmaları gerekir.

Yine taş nedeniyle vücudumuzda meydana gelen düzenleme, dengeleme ve iyileştirme etkilerinin vücudumuzca bağışıklık sistemine katılması için de taşın arada bir çıkarılmasında yarar vardır. Aksi halde vücudumuz taşa karşı bağışıklık sistemi oluşturup taşın yararını ortadan kaldırabilir.

Taşların temizlenmesinin en tehlikesiz ve doğal yolu hiç olmazsa haftada bir gün kuru toprağın içine gömerek bekletmektir. Gözenekli olanlar dışındaki taşlar için diğer bir temizleme yöntemi yine haftada bir gün temiz suyun içinde bekletmektir. İslam Dininde abdestin suyla alınması, suyun bulunmadığı yerlerde toprakla teyemmüm yapılması gibi.

Her ikisi de temizleyicidir, hem maddi pisliklerden, hem enerji pisliklerinden. Aynı zamanda her ikisi de ruhsal temizleyicidir. Bu işlem taş ilk defa satın alındığında mutlaka yapılmalıdır. Zira çok fazla insanın taşla teması olumsuz enerji birikimine sebep olmuş olabilir.

Taşla birlikte takı oluşturan altın, gümüş gibi madenler, kararmaya karşı temizlenirken, temizleyici kimyasalların taşla temas etmemesine de dikkat edilmelidir.

SAĞLIK PROBLEMLERİ İÇİN TAŞ KULLANIMI
HAKKINDA UYARILAR
• Taşlar, kimyasal anlamda bir ilaç değildir. Ancak bitkiler, meyveler, sebzeler, renkler, musiki gibi önleyici ve tedavi edici anlamda yüzyıllardır kullanılan tıp elemanlarındandır. Alternatif Tıp deyimi de doğru bir tanımlama değildir. Zira hastalığı iyileştirici veya önleyici her eleman tıp kapsamındadır. Aksi halde tıp kavramını son yüzyıla hapsetmiş oluruz.
• Taşlar, kendileri için belirtilen hususlarda tek başlarına belirli oranda yarar sağlarlar. Ancak bir hastalık söz konusu ise, bu hastalığa karşı yararları sınırlı kalabilir. Zira hastalıklar tek bir sebebe bağlı değildir. İnsanı oluşturan sistemler ve bu sistemleri oluşturan yapıtaşları (organlar, hücreler, enzimler) karmaşık bir yapıdır. Dolayısıyla birçok hastalık da karmaşık ve birbirini tetikleyen sebeplere dayanmaktadır.
• Bu nedenledir ki bir hastalık için önleyici olarak veya tedavi amacıyla taş kullanılmak isteniyorsa, taş kombinasyonu şeklinde takılar kullanmak gerekmektedir. Hastalığın belirtilerini (semptomlarını) ortadan kaldırmak yerine sebeplerini ortadan kaldırmak daha iyi sonuç verecektir.
• Farklı taşları birbirine dokunacak şekilde tasarımlamak, sakınca oluşturabilir. Zira farklı mineraller birbiriyle temas ettikçe yapıları değişime uğrayabilmektedir.
• Taşlarla hastalığın iyileşmesi, hastanın, sağlıklılaştırma etkisine fiziksel ve ruhsal olarak cevap vermesine bağlıdır. Yani taşların etkisi de ilaçların etkisi gibidir. On kişide yüzde yüz yarar sağlayan bir ilaç, iki kişide kısmen etki yapabilir veya hiç etki yapmayabilir. Yahut A şahsında on günde hastalığı iyileştiren taş veya taş birlikteliği, B şahsında 6 ayda aynı sonucu sağlayabilir.
• Genetik sistem hasarına, kalıtımsal özelliklere veya oto-immüniteye (bağışıklık sisteminin tersine çalışmasına) dayalı hastalıklarda olumlu sonuca ulaşılması daha uzun bir süreyi gerektirmektedir.
• Ağır hastalıklarda, beş altı ay sonra taşların yenilenmesi daha iyi sonuç vermektedir. Zira taşlar da yorulabilmektedir.
• Taşlarla tedaviye başlanacağı zaman, eğer kişi uzun süredir ilaç kullanıyorsa, ilaç kullanmayı kesmemelidir. Zira fiziksel ve ruhsal sistemimizle kullanılan ilaç arasında bir bağ oluşmaktadır. Bu bağı birdenbire kesmek doğru sonuç vermemektedir. İlaç kesilecekse doktor kontrolünde aşamalı olarak azaltılmalıdır.
• Bu güne kadarki deneyimlerimde taşlarla / taş birliktelikleriyle, MİGREN, YÜKSEK TANSİYON, DÜŞÜK TANSİYON, ASTIM, KALP RİTİM BOZUKLUĞU, GUT, REFLÜ, DİYABET 2, VARİS AĞRILARI, ASABİYET (SİNİRLİLİK), BAŞ DÖNMESİ, DENGE KAYBI, YÜKSEK ATEŞ, DİŞ AĞRISININ GİDERİLMESİ, SOĞUKALGINLIĞINA BAĞLI KRAMPLAR VE AĞRILAR, NODÜLLÜ GUATR gibi rahatsızlıklar büyük oranda iyileşmektedir.
• Multipl Skleroz, Frederik Ataksi, Miyopati, Panik Atak, Sosyal Fobi gibi rahatsızlıklarda da belirli oranda iyileşme bilgileri ulaşmaktadır. Ancak kesin sonuç belirtmek için henüz çok erken olduğunu düşünüyorum.
• Herhangi bir hastalık için kullanılacak en uygun taşı / taşları belirlemek ne kadar önemliyse, kullanılacak taşların, belirlenen taşlar olması yani sahte olmaması da o kadar önemlidir. Son 2 yılda çok fazla taş mağazası açılmış, hatta taşlar seyyar arabalarda satılır olmuştur. Ancak sahteleri de aynı oranda piyasaya çıkmıştır. Sahtesiyle gerçeğini ayırt edebilmek de maden mühendisleri ve deneyim edinmişler dışındaki kişilerce mümkün değildir. Bazen sentetikleri, gerçeklerinden daha güzel ve daha alımlı olabilmektedir.
TAŞLAR NASIL TEMİZLENİR?
Kural olarak insan nasıl temizlenirse öyle temizlenir. Zira biz nasıl sınıflandırırsak sınıflandıralım, nasıl isimlendirirsek isimlendirelim, kâinattaki tüm yaratılmışlar temel yapısı itibariyle birbirine benzer, ruh ve madde olarak. Yeryüzünde 2 ana temizleyici bulunmaktadır: SU ve TOPRAK. Normal dışı durumları dikkate almazsak ikisi de temizdir ve temizleyicidir.
İnsan nasıl kirlendiğinde yıkanırsa, taşlar da kirlendiğinde yıkanarak arındırılır. Zira kullandığımızda hem vücut salgıları nedeniyle maddi anlamda, hem süreklilik arz eden ışınımlar nedeniyle enerji bakımından, hem de elektrik yüklenmesi yönünden kirlenir. Su maddi kirleri temizlediği gibi enerji kirliliğini de ortadan kaldırır.
Nasıl ki bedenimiz elektrikle yüklendiğinde toprağa dokunarak veya çıplak ayakla toprağa basarak bedenimizde biriken ve bizde asabiyet oluşturan fazla elektrikten kurtulursak, taşlar da toprakla temas ettiğinde biriktirdiği elektrikten kurtulur. Taşların toprağa gömülmesinin veya toprakla belirli süre temas ettirilmesinin diğer bir önemli sebebi de, taşların bünyesinde bulunan minerallerin toprakta bulunmasıdır. Taşlar, toprakla temasları sırasında enerji akışı şeklinde eksikliklerini giderecektir.
Doğal olarak taşların hava ve ateş unsuruyla da teması gereklidir. Zira yeryüzündeki tüm maddeler dört unsurdan oluşur ve hayatiyetini devam ettirebilmek için bu 4 unsura ihtiyacı vardır. Bu nedenle bir bardak suya konulan taşların güneş ışınlarının ulaşabildiği bir konumda bekletilmesi gerekmektedir.

NE KADAR SÜRE BEKLETİLMELİDİR?
Taşlar, haftada bir gün 7 – 8 saat suda veya toprakta bekletilirse yeterlidir.

TAŞLARIN YIKANACAĞI VEYA İÇİNDE BEKLETİLECEĞİ SUYUN SICAKLIĞI NASIL OLMALIDIR?
Taşlar, doğal sıcaklığındaki suyla veya ılık suyla yıkanmalıdır. Aynen insanlar gibi. Sıcak suyla yıkanmamalı veya sıcak suda bekletilmemelidir. Zira Opal, Turkuvaz, Oltu (Jet), Kiyanit gibi taşların yapısını bozabilir.
Taşlar, doğal sıcaklığındaki suyla veya ılık suyla yıkanmalıdır. Aynen insanlar gibi. Sıcak suyla yıkanmamalı veya sıcak suda bekletilmemelidir. Zira Opal, Turkuvaz, Oltu (Jet), Kiyanit gibi taşların yapısını bozabilir.

TAŞLARI YIKARKEN SABUN KULLANILABİLİR Mİ?
TURKUVAZ taşı hariç tutulursa, taşların suyla temizlenmesinde sabun kullanılabilir. Zira sabun, genel olarak kimyasal madde içermemektedir. Turkuvaz gözenekli olduğundan sabunla temas ettiğinde renklerinde değişim oluşabilir. Renk değişimini önemli görmeyenler Turkuvaz taşını da sabunlu suyla temizleyebilir.

BANYO YAPARKEN ŞAMPUAN KULLANILIRSA TAŞLAR ZARAR GÖRÜR MÜ?
Doğal bitki özleriyle imal edilmiş şampuanlar taşlara zarar vermez. Turkuvaz için bir önceki maddede söylenenler burada da geçerlidir. Ancak içerisine kimyasal maddeler katılmış şampuanlar yalnızca taşlara değil saçlarınıza ve teninize de zarar verecektir.

TAŞLAR TUZLU SUDA BEKLETİLEREK TEMİZLENİR Mİ?
Tuz, bakteriler bakımından antiseptik özellik taşır, bakterileri öldürmeye yardımcı olur. Aynı zamanda tuz bedenimiz için de yararlı bir mineraldir. Ancak unutmamak gerekir ki bedene alınan fazla tuz, vücut sistemlerinin ve yapıtaşlarının bozunumuna sebep olur. Tuzlu suda 5 – 10 dakikadan fazla bekletilen birçok taşın da yapısının bozulacağı doğal bir sonuçtur. Kanaatimce denizlerde oluşmuş mercan, sedef gibi organik taşlarla yanardağ ifrazatının okyanuslarla karşılaşması sonucu oluşan lav taşları dışındaki taşlar tuzlu suda bekletilirse zarar görebilir.

İÇERİSİNDE TAŞLARIN BEKLETİLDİĞİ SU İÇİLEBİLİR Mİ?
Kesinlikle hayır. Zira bu şekilde hareket etmek, taşları toz halinde yemekle aynı şeydir. Taşların büyük çoğunluğunda ise Bakır, Alüminyum, Kurşun, Çinko gibi sindirim sistemine girdiğinde zararlı etkisi olan mineraller bulunmaktadır. Tenle temasında bedendeki mineral dengesini sağlayan bu mineraller, doğrudan sindirim sistemine girdiğinde toksin etkisi gösterecektir.

TAŞLARI TEMİZLEYEN TAŞLAR VAR MIDIR?
Mümkündür. Zira taşların birbirine dokunması aralarında aynı elementler bakımından alışverişe sebep olur. Dolayısıyla örneğin Ametist, Sitrin, Kuvars gibi kristal cevherlerin üzerine bırakılan işlenmiş bir taş, eksilen minerallerini tamamlayabilecektir.
Yine örneğin Kiyanit taşı kendi kendisini ve çevresindeki taşları temizleyen bir taştır.
BURÇLAR, MADENLERİ, TAŞLARI

DSC_0029
KOÇ BURCU

MADENİ: DEMİR, KÜKÜRT
TEMEL TAŞLARI: ELMAS, KANTAŞI, ATEŞ OPAL, AMETİST, HEMATİT

BOĞA BURCU
MADENİ: BAKIR
TEMEL TAŞLARI: ZÜMRÜT, MAVİ SAFİR, MAVİ ve YEŞİL AKİK, MALAKİT

İKİZLER BURCU
MADENİ: CIVA
TEMEL TAŞLARI: YOSUNLU AKİK, İNCİ, GRANAT, AKUAMARİN, SİTRİN, SARI KEHRİBAR,

YENGEÇ BURCU
MADENİ: GÜMÜŞ, TEBEŞİR, SELENİT
TEMEL TAŞLARI: AYTAŞI, TOPAZ, YAKUT, İNCİ, SİTRİN

ASLAN BURCU
MADENİ: ALTIN
TEMEL TAŞLARI: YAKUT, SARI SAFİR, ELMAS, AVENTURİN, TURMALİN

BAŞAK BURCU
MADENİ: KURŞUN, PLATİN, CIVA
TEMEL TAŞLARI: YEŞİM, ZEBERCED, LİMON KUVARS, JASPER, MAVİ SAFİR

TERAZİ BURCU
MADENİ: BAKIR
TEMEL TAŞLARI: OPAL, GÜL KUVARS, DAĞ KRİSTALİ, MALAKİT, SAFİR, TURKUVAZ

AKREP BURCU
MADENİ: DEMİR, ÇELİK, PLUTONYUM, RADYUM
TEMEL TAŞLARI: TOPAZ, HEMATİT, KAPLANGÖZÜ, OBSİDYEN, GRANAT, MANYETİT

YAY BURCU
MADENİ: KALAY, TENEKE, BAKIR
TEMEL TAŞLARI: YAKUT, TURKUVAZ, LAPİS LAZULİ, OBSİDYEN, AMETİST

OĞLAK BURCU
MADENİ: KURŞUN, KÖMÜR
TEMEL TAŞLARI: GRANAT, ONİKS, AKİK, MALAKİT, DUMANLI KUVARS, OLTU, JASPER

KOVA BURCU
MADENİ: URANYUM, GÜMÜŞ
TEMEL TAŞLARI: MAVİ SAFİR, AYTAŞI, AMETİST, YEŞİM, AKUAMARİN

BALIK BURCU
MADENİ: KALAY, TENEKE, POLONYUM, PLATİN, PETROL
TEMEL TAŞLARI: MERCAN, TURKUVAZ, AKUAMARİN, AMETİST, YILDIZ (KUM), ZÜMRÜT

Taşların insanların fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde önemli etkileri vardır.

Elmas: Eski çağlardan günümüze taşların en değerlisi sayılan elmasın, kadınla erkek arasındaki aşkı güçlendirdiğine inanıldığından nişan yüzüklerinde tercih edilir. Saflık, sevgi ve neşe getirdiği söylenen elmas, cesareti ve aşkı sembolize eder. Elmas, sizi ruhsal ve ahlaksal inançlara göre yaşamınız için yüreklendirerek, kendinize ve başkalarına karşı dürüst olmaya davet eder.

Safir: Gök yakut diye bilinen safir, Latince mavi anlamına gelen sapphirus kelimesinden gelir. Mavi, pembe, turuncu, sarı, yeşil, mor ve siyah renklerde ya da şeffaf olabilir. Tarih boyunca kralların ve hükümdarların kötülük, ihanet ve büyülerden korunmak için taktıkları
kutsal bir taştır. Aynı zamanda çeşitli hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir. Şeffaf safir size güveni, sevgiyi ve ışığı yoğun olarak hissettirir. Mavi safir, duygusal travmaların yarattığı duygu yüklerinden kurtararak özgürlük hissi verir.

Yakut: Mutsuzluk, kıymetsizlik, kavga, düşman, saldırı, vakitsiz ölümler ve akıl hastalıklarına karşı koruyucu özelliği olduğuna inanılır. Yakut, Hindistan’da taşların efendisi olarak anılır. Saflaşmaya ve değişime götüren yaşamsal ve sıcak yaratıcı enerji
verir.

Zümrüt: Yeşil renginden dolayı bereket, doğurganlık ve yağmur simgesi olarak bilinir. Düş gücünü geliştirdiğine, belleği güçlendirdiğine inanılır. Kadında ve erkekte üretkenliği artırır.
Göz ağrıları, iltihap ve kırıklığı giderir.

Ametist: Strese, migrene, iştahsızlık, göz ağrısı, akciğer rahatsızlıklarına iyi gelir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kuvars kristalinin arındırılmasında kullanılır. Pozitif enerji yüklü bir kristaldir. Taşıyan kişiye de bu yükü aktarır. Beyin gücünü yükseltir. Kan temizleyicidir. Negatif enerjilerimizi boşaltarak huzurlu ve zinde olmamızı sağlar. Pembe kuvarsla birlikte kullanıldığında aklı güçlendirir. Alkoliklere iyi gelir ve kalbi korur.

Akik: Uğur ve bereket taşıdır. Kan dolaşımını kolaylaştırır. Erkeklerde, erkeklik bezini, kadınlarda yumurtalıkları korur. Cinsel organları aktivite eder. Sağlık ve uzun ömür simgesidir Turuncu akik kendinizi sıkıntılı ve ümitsiz hissettiğiniz zamanlarda olayların
iyi yönlerini görmenize yardım eder. Sebepsiz sıkıntıyı alır. Sarı akikle yaşamdan zevk alırsınız. Ateş akiği yaşadığınız ana yoğunlaşma isteğinizi güçlendirir. Ciddiyet, dayanıklılık ve sükunet sağlar. Olumsuz duyguları çözüp iç benliği korur. Kendinize güven duymanızı sağlar.

Akuamarin: Beden ve zihin ilişkisini kuvvetlendirir. Duyarlılık sezgisini artırır. Aile saadetini güçlendiren taş denir. Denizcilerin uğur ve nazar taşıdır. Güven, denge ve ahenk
sembolüdür. Solunum problemleriyle savaşır. Hafızayı güçlendirir. Strese karşı koruyucudur.

Agat: Konuşma yeteneğini güçlendirir. Dikkatsizlikten, sosyal olamamaktan korur. Uzun ömür ve mutluluk simgesidir. Günlük stresleri atar. Vücutta tansiyon dengeleyicidir. Üriner sistemin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Aklı ve vücudu güçlendirir, kişiyi cesaretlendirir.

Aytaşı: Günlük yaşantınızdaki dengeyi oluşturmanızı sağlar ve duygusal dengenizde uyum sağlayıcı etki yaratır. Fiziksel olarak tıkanmış lenf bezlerini temizler. Kadınlarda hormon seviyesini dengeler.

Amber (Kehribar): Guatr, astım, bronşit ve allerjiye karşı iyidir. Tılsım olarak, hem kör talihe karşı korunma hem de talihi kendine çekme için kullanılmıştır. Sindirim sistemi, iç salgı bezlerini dengeler ve karaciğeri temizleyerek güçlendirir. Yaydığı sıcaklık,
enfeksiyonu önlediği ve soğuk algınlığı tedavisinde rol oynadığı için genelde boyun çevresine takılır. Boğaz ve tiroid enfeksiyonlarını diğer tüm taşlardan daha iyi tedavi ettiği
düşünülmektedir.

Aventurin: Zihinsel karmaşayı ve stresi azaltır. Neşe taşı da denir. Sakinlik ve yaşama sevinci sunar.

Amazonit: Beden dışı deneyimlere duyulan korkuyu yatıştırır. Enerjisi ölümcül derecede hasta olanlara iyi gelir.

Firuze (Turkuaz): Panzehir özelliği vardır, talih taşı olarak bilinir. Hissettirdiği iç bağlantılar sayesinde şifa etkisi gösterir. Nazara karşı iyi gelir. Bilinci genişletir ve kaygıyı teskin eder. Tansiyonu düzenler, kalp hastalarına iyi gelir. Kadınlık özelliklerini artırır. Konuşma ve yazma yoluyla yaratıcı ifadeyi artırır.

Hematit (Demir): Kan dolaşımı düzeninin sağlıklı olmasına yardımcıdır. Bu özelliğinden dolayı romatizmaya iyi gelir. Enerji kaynağıdır, solunum yolları üzerinde olumlu etkileri vardır.

İnci: İnci size güç, huzur ve çalışma azmi verir. Duygusal korunma amacıyla da kullanılır.

Jasper: Sindirim sistemine iyi gelir. Endokrin sistemine denge getirir. Karaciğer ve safra kesesini, dalak ve mesaneyi kuvvetlendirir. Fiziksel direnci artırır.

Kaplan Gözü: Sahiplenme arzusunu güçlendirir, insanların kendisini işine vermesini sağlar. İç ve dış görüşü artırır. Zihni keskinleştirir. Sinirsel spazmları ve baş ağrılarını hafifletir. Sindirim bozukluklarına, algılama eksikliğine ve korkuya karşı koruyudur. Negatif enerjiden korur.

Kuvars kristali: Vücuttaki fazla elektriği alır, eksikliği tamamlar. Tansiyonu düzenler, meditasyonda kullanılır. Cep telefonu taşıyan kimselerin yanında mutlaka kristal bulundurması gerekir. Çünkü kristal radyasyonu toplar. Kristaller almış olduğu radyasyonu 15 günde bir yıkamak suretiyle atarlar.

Rutılat kuvarsı: Depresyonu azaltır, enerji kaynağıdır. Sıkıntılı geçen bir günün getirdiği olumsuz duygu ve düşünceleri çözerek uzaklaştırır.

Kalsedon (Mavi Akik): Düşünce yeteneğini kuvvetlendirir, iyi konuşmayı sağlar.

Krizopras: Sinirsel gerilimleri yok eder. Fiziksel, zihinsel, heyecan durumlarında sakinlik verir. Seksüel ve depresif durumları rahatlatıcı özelliği vardır.

Lal: Tehlikeyi haber veren taş olarak geçer. Bilinmeyene gözlerinizi açar ve gayipten bilgi almayı destekler. Fiziksel olarak da cinsel organların iyileşmesine yardımcı olur, kan dolaşımını canlandırır.

Lapis Lazuli (Lacivert Taşı): Ruh ve beden arasındaki dengeyi sağlar. Ayrıca zihinsel berraklığı ve derin düşünmeye yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır.

Malahit (Bakır Taşı): Fiziksel ağrıları azaltıcı ve radyasyondan koruyucudur. Uyumayı kolaylaştırır. Zihni ve vücudu canlandırır. Her kademede dengeleyici rol oynar. Sol elde oynanırsa vücuttaki statik elektriğin fazlasını alır.

Mercan: Solunum açıcı etkisi vardır. Kişide cazibeyi artırır. Zor işlerin akışını kolaylaştırır. Çoğaltıcı etkisi vardır, bereket simgesidir.
Obsidiyen: Negatif enerji emicidir. Stresi azaltır, terapi yönü çoktur. Bilinçaltındaki blokajları temizler.

Opal: Eklem iltihabına iyi gelir. İnsancıl duyguları güçlendirir. Ruh temizliğini korur, umudu güçlendirir. Yüksek başarı taşıdır.

Prit: İrade gücünü artırır. Diğer insanlarla armoni halinde çalışmayı gerçekleştirir. Enerji oluşturur.

Rodonit: Vücudun sağlıklı gelişmesine yardım eder. Kan dolaşımın dengeler. Psikolojik olumsuzluklardan kurtarıcı ve cesaret artırıcıdır.

Topaz: Duygusal yükleri ve kötümser düşünceleri ortadan kaldırır. Endişe ve depresyonun üstesinden gelmede yardımcı olur. Tüm bedeni güçlendirir, destekler, zihinsel ve fiziksel sindirime yardım eder.

Yeşim (Jade): Böbrek rahatsızlarından kaynaklanan ateşi düşürür. Akıl sağlığına, göz bozukluğuna ve doğum sancılarına karşı koruma sağlar.

Kırmızı Yeşim Taşı: Kanı güçlendirir, canlılık, güç ve sabır verir. Bedeni temizler.

Zebercet (Peridot): Aygıtların kaydedemediği kalp çarpıntılarına ve sebebi bilinmeyen korkulara iyi gelir. Renginden dolayı bereket, doğurur içinizde sevinç duygusu uyandırır.
Kuvars Kristali :

Yüzyıllardır tedavi ve sihir alanlarında kullanılan Kuvars Kristali, dünya kabuğunun yüzde on ikiden fazlasını oluşturmaktadır. Oksijen ve silikonun bileşiminden oluşan Kuvars, bugün tedavi edici nitelikleri en fazla olan taşların başındadır. Duygusal dengeleyicidir. Beyin fonksiyonlarını uyarır. Kişinin çevresinde oluşan negatif enerjiyi yok ettiği gibi pozitif enerji toplar,aktive eder, biriktirir, geçirir ve kuvvetlendirir. Ayrıca düşünce formlarını aktive eden bir özelliği de vardır.

Kuvarsın özellikle güç ve canlılık kaybına karşı koruma sağladığına inanılır. Kahinlerin kristal küreler kullanarak yorumlarda bulunmaları, onun zihinsel konsantrasyona ne kadar etki ettiğinin de bir göstergesidir.

Kuvars kristallerinin cinslerine göre çeşitli isimleri vardır.

Bildiğimiz şeffaf kuvarsa halk arasında kaya kristali denebildiği gibi, pembe kuvarsa Aşk Taşı denir. Onu üzerinde taşıyanı öfkeden, suçluluktan, korku ve kıskançlıktan koruduğu ve kısırlığa karşıda yararlı olduğu kabul edilir.

Rüya Taşı olarak da bilinen dumanlı kuvarsın umutsuzluğa, üzüntüye, öfkeye, depresyona ve diğer negatif etkilere karşı taş sahibini koruma altına aldığına inanılır.

Çok yönlü bir mineral olması onu saatlerde, deterjanlarda, diş macunlarında, cam ve elektrik ışıklandırmalarında kullanılır hale getirmiştir.

Kuvars kristalleri hemen hemen tüm burçlarda kullanılabilecek bir taştır.

Ametist :

Ametist, kuvars ailesinden mor ya da mavi-mor renkli bir taştır. Asırlar boyunca değişik uygarlıklarda sevgi ve beğeniyle kullanılmış, Asya ve Mısır’da mühür olarak değer kazanmıştır. Eski çağlarda “sarhoşluğu yok eden taş” olarak bilinirdi. O zamanlarda bir kısım kadeh, çanak, kap gibi şeylerin birçoğu ametistten yapılmaktaydı. Ametist, endoktrin ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, kanı temizler ve enerji verir. Bilinç seviyelerini aktive eder, yatıştırıcı etkisi vardır.

Meditasyon için en ideal taşlardandır.

Ametist astrolojide de başak, oğlak, kova ve balık burcu insanının taşı olarak da bilinir.

Opal :

Kuvarsın bir çeşididir ve kuvars gibi silis oksittir.

Halk arasında Gökkuşağı Taşı olarak da bilinen Opal, karışık bir geçmişe de sahiptir. Kimisi onu talihsizlik getiren bir taş olarak nitelerken, kimisi de güven duygusunu taze tutmak ve düşmanlara karşı güçlü olmak için üzerinde taşır. Ayrıca negatif duyguları emdiğine ve duygusal dengeleyici olduğuna da inanılır.

Görme duyularını güçlendirip, sezgi arttırıcı etkisi vardır. Üst ben’e ulaşmak için kullanılabilir.

Özellikle mücevheratta kullanılan Opal, insanın avuç içi ısıyla renk değiştirme özelliğine de sahip yegane taşlardan biridir.

Opal ; terazi, akrep, yay ve balık burcu insanlarına iyi gelen bir taştır.

Sitrin :

Sarıdan açık kahveye doğru giden bir renk yelpazesi oluşturan sitrin, birçok hastalığın iyileştirilmesinde kullanılmaktadır.

Böbrek, kolon, ciğerler, hazım organları ve kalp için yararlıdır. Tedavi edici enerjinin meydana çıkmasını sağlar. Kendine güveni güçlendirir, insanın kendine zarar verici eğilimlerini yok eder.

Sitrin masaj yağlarını etkinleştirmek için de kullanılır. Bu taş yağa enerji vererek, dolaşımı hızlandırır ve deriye daha iyi nüfuz etmesini sağlar.

Sitrini ucu aşağı gelecek şekilde boynunuzda taşımanız gerekmektedir. Bu size güven ve evrensel güç sağlar.

Bir diğer adı da Tüccar Taşı olan Sitrini, bazı inanan kişiler kasalarına koyarlar. Bunun nedeni onların parasal güçlerini arttırdıklarına inancıdır. Bazı kişilerde onun talihsiz bir taş olduğu fikrindedir ve her ne olursa olsun ona el sürmemeye çalışırlar.

Astrolojide aslan ve başak burçlarının taşlarından biridir.

Lapis Lazuli :

Doğadaki taşların arasında saf olmayan taşlardan biri olan Lapis Lazuli, lazurit ve diğer mavi minerallerin bileşimidir. Bütün buna rağmen o dünyanın en değerli taşlarından biri olma özelliklerinden bir şey kaybetmez.

Çok eski medeniyetlerce de bilinen Lapis Lazuli, bir zamanlar Mısır Kralı Tutankamon’un mezarını süslerdi.

Bu taş her zaman mavidir, ancak rengin yoğunluğu çıkarıldıkları bölgelere göre farklılıklar gösterir.

Gece Taşı ya da Gerçek Taşı olarak da adlandırılan Lapis Lazuli, renginden dolayı göklerin sembolü olarak kabul edilir. İsim anlamı da “Göklerin Taşı” anlamını içermektedir.

Küçük çocukları korkularından ve solunum yolu hastalıklarından uzak tuttuğu için çocuk taşı da denir. İskeleti kuvvetlendirir, tiroid bezlerini harekete geçirir. Tansiyon ve kaygıyı azaltıcı, canlandırıcı etkisi vardır. Zihinsel açıklık ve aydınlanma için kullanılır.

Yaratıcı ifade, fiziksel yetenekler ve iletişim yeteneğini kuvvetlendirir.

Terazi, yay ve balık burçlarının taşı olarak bilinir.

Yeşim Taşı :

Binlerce yıl öncesinde bu yana Çinliler Yeşim taşını en değerli taşlardan biri yapmışlardır. Efsaneye göre büyük Çin Ejderinin yeryüzüne boşalttığı tohumların donmuş hali Yeşim taşınu oluşturmuştur.

Günümüzde bile Çinli işadamları ellerinde Yeşimden tılsımlar taşırlar, bir işe başlamadan önce onu tutar, okşar ve ondan güç alırlar.

Bu taşın hayvan biçiminde yontulmuşları bugün bile çok revaçtadır.

Ayrıca Yeşim taşının akıl hastalıklarına, dahili hastalıklara, göz bozukluğuna ve kadınların adet ve doğum sancılarına iyi geldiğine de inanılmaktadır.

Astrolojik olarak koç, boğa, ikizler, başak ve terazi burçlarının da taşıdır.

sifali-taslar
Hematit :

Hematit, demirin başlıca kaynaklarından biridir.

Narin bir kristal çeşididir ve işlenirken Mohs’a göre 6,5 sertlikte olmasından dolayı çok titiz bir çalışma ister.

Kan dolaşımı üzerinde pozitif etkisi vardır. Dalağın doğru çalışmasını sağlar. Enerji ve canlılık verir, stresi azaltıcı etkisi vardır. Çekim gücü fazla olduğundan, kişisel çekim, neşe, cesaret ve istek verir.

Özellikle karar verme güçlüklerine birebirdir.

Eski çağlarda tılsım olarak kullanılan taşların başında gelir, ancak modern çağda da insanlar bu taşın bel soğukluğuna iyi geldiği inancındadırlar.

Yakut :

Güzelliği ve sertliği nedeniyle en değerli taşlardan biri olarak kabul edilir.

Ona, Hindistan’da “Değerli Taşların Efendisi” adını yakıştırmışlardır. Amerika, Avrupa’da çıkarılmasına rağmen Hindistan ve Güneydoğu Asya Yakut’un anavatanıdır.

Elmas’tan sonra en sert değerli taştır.

Kan dolaşımına pozitif canlandırıcı etkisi vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kişiyi sınırlamalarından kurtardığı gibi, kendinden fazla diğerlerini düşünmesine yol açar.

Cesaret, ruhsal gelişme, liderlik, mutluluk duygularını arttırır.

Cinsel aşırılıklara da iyi geldiği söylenenler arasındadır. Astrolojik olarak koç, yengeç, aslan, akrep, yay ve oğlak burçlarının da taşıdır.

Akik :

Bedensel ve zihinsel kuvvetlendirici bir taş olan Akik taşıyanı tehlikeden korur, uyumsuzluklarına son verir.

Akik taşının bunların yanı sıra uykusuzluğa, korkaklığa, karabasana, nazara ve hatta metabolizmanın düzgün çalışmasına faydası olduğu da bilinen şeyler arasındadır.

Akik taşına kimileri de Ateş Taşı ya da Gezgin Taşı derler.

Gerçeklerin farkına varılmasında yardımcıdır.

Hemen hemen tüm burç özelliklerine uyar.

Aquamarine :

Gök Zümrüt de denilen Aquamarine, soluk mavi-yeşil renkli bir taş olmasından dolayı, Sakin Taş olarak da bilinir.

Her ne kadar Sakin Taş denilse de, Cesaret taşı olarak adlandırılır ve onu taşıyana ya da takana özellikle ölüm karşısında cesaret verdiği söylenir.

Bu taşı renginden dolayı, özellikle denizciler tılsım diye kullanırlar. Renginden dolayı kahinler tarafından geleceği görmek için de kullanıldığından Kahin Taşı olarak da anılır.

Akıl almaz renklerde bulunabilen Aquamarine, mücevheratta kullanılır. Ona muhteşem mavi rengi verebilmek için dört yüz derecede ısıtılması gerekir.

Bu güzel taşın en çarpıcı örnekleri Brezilya’dan çıkar.

Aquamarinin sinirleri yatıştırıcı özelliğinin yanı sıra düşüncenin berraklaşması ve yaratıcı gücün ortaya çıkmasında da büyük rolü vardır. Böbrek, karaciğer, dalak ve tiroid bezlerini kuvvetlendirir, vücudu temizler.

Astrolojik olarak koç, ikizler, akrep, kova ve balık burçlarının taşlarındandır.

Obsidyen :

Renginden dolayı kimileri ona Kara Kadife de derler.

Obsidyen’in en tutulan cinsi üzerinde beyaz lekeler olan Kar Taneli Obsidyendir.

Bu tür aynı zamanda Saflık Taşı olarak da bilinir.

Karın ve bağırsakları etkileyerek iyileştirir, zihin ve duyguyu birleştirir. Maskulen enerji verir, negatif unsurları yok eder. Kaygıyı azaltır, bilinçaltındaki blokajları temizler.

Akıl ve sevgi ile bağlarımızdan kopmamayı simgeler.

İkizler ve yay burçlarının taşıdır.

Aytaşı :

Ay’ın parıltısını yansıttığı söylentilerinden dolayı bu ismi alan Aytaşı, lenfotik sistemdeki bozuklukları ortadan kaldırır.

Duygusal dengeleyici vasıflara sahiptir.

Tutumlarda esneklik yaratır. Bu taş hakkında en çok rivayeti ortaya çıkartan yerlerden biri de Hindistan’dır. Hindistan da kutsal bir taş olarak kabul gören Aytaşı’nın sevgilileri daha ihtiraslı yaptığı da söylenir. Aytaşı, kadınlar tarafından kısırlığa iyi geldiği ve üreme organlarının sorunlarını çözmesi ve de kolay doğum yapmaya yaradığı için taşınır.

Kişilerdeki egoizmi giderdiği ve fazla yemek yeme dürtülerini ortadan kaldırdığı da bilinir.

Aytaşı üzerine yapılan rivayetlerin en çarpıcısı da, onu tılsım olarak taşıyan kişiyi şöhretli ve görünmez yaptığıdır.

Burçlar kuşağına yengeç, terazi, akrep, kova ve balık burcunun taşıdır.

Yılan Taşı :

Genellikle de tılsım yapımı için kullanılan Yılan Taşı, kadim Mısır Uygarlığı’ndan beri kullanılmaktadır. Taşın bu ismi alması, dış görünümünün bir yılanın derisine benzemesindendir.

Bu sebepten dolayı da her türlü böcek sokmaları, akrep ve yılan sokmaları gibi durumlar için iyileştirici olarak kullanılır. Ayrıca kişilerde romatizmal rahatsızlıklara da iyi geldiği söylenir. Bu taşla romatizma tedavisi yapmak için, ağrılı yerlere bu taşı sarmak gereklidir.

Diğer yandan cerahatlerdeki biriken irini akıtmak için de kullanılabilen bir taştır.

Kaplan Gözü :

Bir kuvars cinsi olan Kaplan Gözü, bazı kesimlerde “Bağımsızlık Taşı” diye de anılır.

Buna sebep, taşın kendisini üzerinde bulunduran kişileri başka insanlara karşı daha az bağımlı yaptığına inanılmasıdır. Bu özelliği ikili ilişkileri zedelediği gibi, iş hayatında da ortaklıkları sona erdirebilir. Bu sebepten de çelişkili bir taş diye de adlandırılır.

Sindirim sistemi bozuklukları bu taş sayesinde giderilebilir. Dalak, pankreas ve kolon için faydalıdır.

Duygusal denge unsurudur ve inatçılığı azaltan bir taş olarak bilinir.

Maskulen enerji verdiği gibi, kişilerin olayları net algılamasında rol oynar.

Kaplan Gözü’nün bir özelliği de nazardan koruduğuna inanılmasıdır. Daha çok eski zamanlarda bu niyetle kullanılırdı.

Oğlak ve yengeç burçlarının taşı olarak bilinir.

Topaz (Sarı Yakut) :

Eski zamanların en kudretli taşlarından biri olan Topaz’ın, göz hastalıklarını ve veba gibi salgın hastalıkları ortadan kaldırdığı söylenir.

Bir adı da “Aşk Taşı” olan Topaz’ın pek çok rengi mevcuttur.

Bu taşın sağlıksız insanları sağlığına kavuşturduğu, onları korkaklıktan ve ahlaksızlıklardan koruduğu bilinir.

Çok güzel ve nadir bulunan taşlardan olan Topaz, özellikle mücevher yapımında kullanılır.

Doğal ve muhteşem ışığıyla göz kamaştırıcı bir taştır ama, renksiz ve değişik renk gruplarına da rastlanabilirler.

Sarı Topazla Turuncu Topaz en değerli çeşitleridir.

Bugün dünya yüzünde en değerli Topaz’ların çıkarıldığı ülke Brezilya’dır. Topaz kristalleri genelde dörtgen şeklinde olur.

Topaz elmasla aynı ağırlığa sahip yegane doğal değerli bir taştır. Şeffaf Topaz kimi zaman elmastan ayırt edilemez, bu benzerlik ancak Mohs ölçeğiyle ayırt edilebilir.

Aslan, başak ve balık burcunun taşıdır.

Lal :

Dairesel veya oval biçimli bir taştır.

Lal’in erkek türü koyu kırmızı, dişi türü ise açık kırmızıdır.

Üzerinde taşıyanı, bedensel zayıflığa ve acımasızlıklara karşı koruduğu bilinir.

“Hayal Kuran” ve ” Merhamet Taşı” olarak da bilinir.

Cinsel enerjiyi ve duyarlılığı artırdığı, cinsel dengesizliğe karşı koruma taşı olarak bilindiğinden bazı yerlerde “Tutkuların Taşı” olarak da bilinir.

Latince adı Garanatum’dan gelen Lal taşı, Garnet olarak da adlandırılır.

Kalp şeklinde yapılmış tılsım Lal’ler, eşleri ve sevgilileri cezbetmeye yaradıkları gibi, yatak ve yastık altına konulduğunda kötü rüyaları ve gecenin kötü ruhlarını kovar.

Bedeni kuvvetlendirir, temizler, canlandırır. Bilhassa kan damarları için çok yararlı bir taş olan Lal, hayal gücünü harekete geçirir, sevgi ve şefkati sembolize eder.

Koç, akrep, oğlak ve kova burçlarının taşı olarak bilinir.

Aventurin :

Metalik parıltılar saçan ve tanecikli bir yapıya sahip, açık yeşil bir Kuvars türü olan Aventurine aynı zamanda Yıldız Taşı da denmektedir.

Kalbin yakınına yerleştirildiğinde, kalbi diğer insanların olumsuzluklarından koruyacak bir enerji yayar.

Bu taşın Yeşim taşı ve Pembe Kuvars arasında bir yumuşaklığı vardır.

Sizin, fazla hassaslaşmadan yumuşak ve açık yürekli olmanızı sağlar. Kalbini kapattıktan sonra şimdi yeniden açmaya hazırlanan kimseler için yatıştırıcı bir etki yapar.

Bu pürüzsüz taşı göğsünüzün üzerinde doğrudan cildinize temas ettirmek en iyi yoldur. Şayet taş sivri ise, o zaman sivri ucu yukarıya getirmek gerekir.

Bu taş sınırsız imkanlar taşıdır, size geniş ufuklar açar. Hayal kuranların taşı olarak da tanınır. Kendinizi sınırlanmış, engellenmiş, dar düşünce kalıpları ya da modası geçmiş davranışlar içine sıkışmış hissettiğinizde bu taşı kullanabilirsiniz.

Özellikle kendi bildiğini okuyan genç insanlar için çok uygundur.

Turkuvaz :

Bilinen taşların ve de tılsım olarak kullanılan taşların en popüleridir, çok sayıda da koruyucu özelliği bulunur.

Bütün bedeni kuvvetlendirir, hücreleri yeniler, kan dolaşımı, ciğerler ve solunum sistemini canlandırır.

Sakinlik verir ve yaratıcı ifadeye güç kazandırır. Duygusal denge, iletişim, sadakat ve dostluğu sembolize eder.

Turkuvaz eski çağlarda hayvanları kötü etkilerden korumak için At Tılsımı olarak da kullanılırdı. Aztek uygarlığında ise bu taşa “Tanrıların Taşı ” adı verilmişti.

Turkuvaz, boğa, başak, akrep, yay, oğlak ve balık burçlarının taşı olarak da bilinir.

Oniks :

Kaygı azaltıcıdr, kadın/erkek kutuplaşmasını dengeler ve ilikleri kuvvetlendirir.

Kontrol ve denge unsuru bir taş olan Oniks, bağımlılıklardan kurtulmaya da yardım eder.

Değerli bir taştır ve kişinin konsantrasyonunu sağladığı gibi nazara karşı da kullanılır.

Kimi yerlerde zaman zaman “Ayrılık Taşı” diye de nitelendirilir.

Çeşitli renkleri olan Oniks, kişinin hangi konuda enerji desteğine ihtiyacı varsa onu sağlayan bir taş olarak da bilinir.

Gelecek kaygılarını yok ettiği gibi kişilerde farkındalığı da sağlar.

Aslan burcuyla ilişkilidir.

Zirkon :

Mücevher olarak kullanılan taşların en ünlüsü olan Zirkon, tamamen renksiz olabildiği gibi, kahverengi, yeşil, kırmızı ve sarı da olur.

Zirkon aynı zamanda Zirkonyum elementinin de başlıca kaynağıdır.

Mücevher olarak kullanılacak olan Zirkonların en değer göreni renksiz olanlarıdır. Elmasa benzetilmesine rağmen sertlik derecesi elmastan 2,5 Mohs daha azdır.

Zihni kuvvetlendirici bir taş olan Zirkon, ince ve kalın bağırsak hareketlerine faydalı ve uyumayı kolaylaştırıcı özelliğe de sahiptir. Bunun yanında duygusal denge unsuru olarak da bilinmektedir.

Aslan, başak, yay ve kova burçlarının taşı olarak bilinir.

Turmalin :

Pozitif ve negatif kutuplara sahip, elektriksel özellikleriyle çok değişik ve olağandışı bir taştır. Çeşitli renklerde ve karışık renk biçimlerinde bulunan cinsleri vardır.

Mücevher ve süs eşyası yapımında çokça tercih edilen bir taştır.

Endokrin (hormon) sisteminin dengelenmesine yardımcı olur ve uyku verir.

Beden-zihin ikilisini kuvvetlendirici özelliğinin yanı sıra duyarlılık ve anlayışı da arttırır. Konsantrasyon ve sezgisel güçleri arttırdığı gibi, koruyucu etkileri de bulunur.

Aslan, terazi ve oğlak burçları bu taşı kullanabilirler.

Magnezit :

Yeryüzünde bilinen en değerli minerallerden biri olan Magnezit, hassas işlenebilme özelliklerinden dolayı değerli taş olarak pek tercih edilmez.

Endüstriyel açıdan yaygın bir ticari ve tıbbi kullanımı olan en önemli materyallerden biridir.

Beyaz, gri, sarı ve kahverengi renklerinde olurlar.

Analiz etmek, kendini tanımak ve araştırıcılık ruhunu geliştirmeye yardımcı olan bir taş olduğu gibi, kişileri motive etmesi ve farkındalığı arttırma özellikleri de bulunur.

Hayal gücünü ve yaratıcılığı arttırdığı ve meditasyonlarda iç huzuru sağladığı da bilinir.

Koç burcunun taşı olarak bilinir.

Zümrüt :

Dünyanın en kıymetli taşlarından biri olan Zümrütler mitlerin ve efsanelerin taşıdır.

Geçmişte Şeytanın Cennet’den kovulurken alnından düşen taşın ve Kutsal Kadeh’deki taşın da Zümrüt olduğu söylenir.

Renginin yeşil olması nedeniyle bu taşın yağmur yağdırdığına inanılırdı.

Bağışıklık sistemi,sinir sistemi, kalp, ciğer ve böbreği kuvvetlendirdiği bilinir. Beden-ruh-zihin için tonik vazifesi görür ve kuvvetli bir duygusal dengeleyicidir.

Bolluk, sevgi, iyilik, sakinlik, denge ve sabır unsurlarını içerir. Zümrüt’e kimi yerlerde “Koşulsuz Aşk Taşı” da denmektedir. Sevgililerin birbirlerine verebilecekleri en iyi armağan olarak görülür.

Bazı İslam ülkelerinde Zümrüt’ün var olan koruyucu tılsım gücünü bazı ayetler okunarak daha da güçlendirildiğine de rastlanmıştır.

Koç, boğa ve ikizler burçlarının taşıdır.

Safir :

Dünyanın en pahalı ve değerli taşları arasında bulunan safirler, sert ısılara dayanıklı ve muhteşem mavi renkte ve beyaz damarlı olurlar.

Dünya yüzünde en değerli ve ünlü Safirler Hindistan’dan çıkmışlardır.

Mohs ölçeğine göre Safir Elmastan sonra gelen sertlik derecesine sahiptir.

Safirler saf iken renksiz bir mineral olan Korondumun bir çeşididir.

Çok değerli bir mücevher olması onları aranılır bir hale getirmiştir.

Bugün bilinen en büyük Safir, 563 kıratlık Hindistan Yıldızıdır ve New York Doğal Tarih Müzesinde teşhir edilmektedir.

330 kıratlık olan bir diğer Safir ise Asyanın Yıldızı adlı taştır ve Washington DC’de sergilenmektedir.

Kalp ve böbrekleri kuvvetlendirir ve tüm salgı bezlerini harekete geçirici özelliği vardır.

Psişik yetenekleri arttırır ve sezgi gücünü güçlendirir. Bundan dolayı yaratıcı ifadenin gelişmesinde büyük rol oynar. Karışıklığın ortadan kalkmasına neden olup kozmik farkındalığı arttırır.

Azurit :

Bir çeşit bakır cevheridir.

Sinir sistemindeki enerji akışını arttırır, oksijenin daha iyi kullanılmasını sağlar.

Psişik güçleri arttırıcı özelliğinin yanı sıra, düşünceleri berraklaştırır.

Uzun süre araba kullanan ya da bilgisayar başında çalışmaktan dolayı gözleri yorulanlar için çok iyidir.

İki tane Azurit taşı adet dönemi kramplarında ya da yumurtalık sancılarını gidermek için kullanılır. Azuritin mavi olanı rahatsızlık giderici olarak kullanılabilir.

Azurit ile Malahit taşı birlikte kullanıldığı takdirde gömülü olan duygular ortaya çıkar.

Aynı anda bir mücevher olan Azuritten yapılma kolye ya da küpeler, ruhsal olarak uyanık kalmanızı sağlar. Ayrıca sizi merkezde tutarak konuşkan olmanıza yardım eder.

Krizoprase :

Çok güzel ışıltıları olan bir taştır.

Nörotik durumlarda dengeleyici ve iyileştirici özelliklere sahiptir. Depresif durumlarda ise rahatlatıcı özellikleri vardır.

Kişinin problemlerini görmesine yardımcı olarak, kendini tanımasını sağlar ve iç huzuru verir.

Seks konusunda kaygıları olanlar ya da seksüel bozukluk taşıyan kişiler bu taşı kullandıkları takdirde bir çok cinsel problemi de halletmiş olurlar.

Bu taş aynı zamanda kişisel yeteneklerin ortaya çıkmasında da büyük rol oynar.

Elmas :

En sert ve kıymetli taş olan Elmas için “rüyaların taşı” da denilmektedir.

Beyin fonksiyonlarını ve kişilikteki blokajı ortadan kaldırıcı özelliklere sahiptir ve aynı zamanda temel bir tedavi edici niteliktedir.

Bedeni temizleyerek negatif kuvvetleri yok etmesinin yanı sıra zihin/ruh/beden üçlüsünü birleştirici ve bütünleştirici gücü de bulunur.

Bolluk, saflık, masumluk ve sadakat simgesidir.

Mücevher olarak da yüzükten tutun, kolye ve küpeye kadar bir çok çeşitte kullanılmakta olup kıymeti son derece yüksektir.

Jasper :

Karaciğer, dalak ve mesaneyi kuvvetlendirir ve çok kuvvetli bir tedavi edicidir.

Toprak elementini temsil eder.

Sindirim sistemi ve safrakesesini güçlendirir, endokrin(hormon) sistemine denge sağlar.

Kişinin kendini sağlıklı, güçlü hissetmesini sağladığı gibi fiziksel direnci arttırır.

Sevginin ve inanç sisteminin simgesi olarak bilinen bir taştır.

Malahit :

Malahit, yeşil ve üzerinde daha koyu yeşil ortak merkezli çizgileri olan bir taş olup, özünde neşe taşır. İsminin anlamı da arındırıcı demektir.

Sakinleştirici bir taş olup, uyku ve uyumaya yardım eder. Güneş sinir ağı chakrasının üzerinde kullanıldığında, içimize gömdüğümüz acıları tekrar ortaya çıkarma gücü vardır.

Bu eski acıların kendini ifade etmesiyle taşıdığınız kederin ağırlığını da üzerinizden atabilir ve neşenize tekrar kavuşabilirsiniz.

Neşe enerjisi, hızla dönen bir enerjidir ve her bir chakrayı çevreleyen enerjiye benzer.

Malahit, iki ayrı tondaki yeşil rengi ile yeryüzünün titreşimlerini tutar. Siz toprağın gücünden etkilenirken, toprak da size sevgi ve huzur sunar. Bu kendinizi yeterince güçlü hissetmenizi sağlar, böylece eski acılardan da kurtulursunuz. Malahit, aynı zamanda pankreas ve dalak fonksiyonlarını da arttırdığı gibi, kaygı ve tansiyonu da dengeleyip, hücreleri yenileme özelliği de sergiler. Dolaşım sistemi ve kalbi kuvvetlendirir ancak bu taşı aşırı duygusal olduğunuz günlerde fazla kullanmamalısınız.

Olivin (Zebercet) :

Kalp, pankreas, dalak ve ciğer üzerinde olumlu etkisinin yanında, doku bozulmalarını da önleyici özelliği olan bir taştır.

Rengi bağlı olduğu Zümrüt familyası gibi yeşil bir taştır.

Bedeni temizleyip vücut-zihin dengesini sağlar, kaygıyı düşürüp zihni açar ve kişisel büyümeyi hızlandırır.

Pirit :

Üzerinde altın rengi benekler oluşmuş çok güzel ve değişik görünümde bir taştır.

Hazımsızlık çekenler için tavsiye edilebilecek bir taştır ve aynı zamanda da kan dolaşımına iyi gelen özellikleri vardır.

Beyin fonksiyonunu arttırıcı gücü ve kişilerin dünyaya pembe gözlüklerle bakmasını sağlayıcı fonksiyonları ile birlikte irade gücünü de yükseltir.

Diğer bireylerle uyumlu çalışmanın gerçekleşmesine de yardımcı olur.

Kalsedon :

Kalsedon, kuvars ailesinin üyesi bir taştır. Şeffaf, yarı şeffaf veya donuk olabilir. Salkım şeklinde sarkıtlar halinde ve kaya oyuklarının astarlarında oluşur. Bazı zamanlar küçük bir miktar Opal içerir.

Fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal dengeleyicidir.

Herkes arasında kardeşliği teşvik eden bir taştır. İyimserlik ve iyi dilekleri sembolize eder. Düşmanlığı, huzursuzluğu ve melankoliyi yatıştırır. Cömertliği, hassaslığı, anlayışı arttırır, minerallerin etkili bir şekilde özümsenmesini sağlar.

Zihnin sağlamlığını arttırarak, bunamayı tedavi eder.

Kehribar :

Taş olarak bilinir ama, reçinenin taşlaşması sonucu oluşmuştur. Çok yumuşak ve çok hafiftir. Özellikle ısıtıldığı zaman elektriksel ve manyetik özellikleri açığa çıkar.

Yaydığı sıcaklık enfeksiyonun yayılmasını önlediği ve soğuk algınlığını giderdiği için, genelde boynun çevresine takılır.

Boğaz ve tiroid bezi enfeksiyonlarını tedavi etme özelliği vardır.

Roma devrinde kehribar, guatrı tedavisinde kullanıldığı gibi günümüzde de bu yöntem çok yaygındır.

Bütün sarı taşların aslan burcu insanına iyi geldiği bilinir. Bu sebeple aslanlara uyarıcı bir etki yapar.

Mercan :

Kireç karbonatı, magnezyum, silis karbonatı, magnezyum florüt ve kalsiyumdan oluşmaktadır. Pek çok kişi Mercanın, kalbi ve dalağı güçlendirdiğini söyler.

Ayrıca Mercan, nazara iyi geldiği gibi, konsantrasyon eksikliğini de giderici özelliğe sahiptir.

Başta sedef hastalığı olmak üzere, bir çok cilt hastalığının da iyileştirilmesinde kullanılabilir

Doğal Taşlar, Mineraller ve Tılsımlar

Kuvars Kristali : Yüzyıllardır tedavi ve sihir alanlarında kullanılan Kuvars Kristali, bugün tedavi edici nitelikleri en fazla olan taşların başında gelir. Duygusal dengeleyicidir. Beyin fonksiyonlarını stimüle eder. Kahinlerin kristal küreler kullanarak yorumlarda bulunmaları, onun zihinsel konsantrasyona ne kadar etki ettiğinin de bir göstergesidir.
Pembe kuvarsa Aşk Taşı denir. Onu üzerinde taşıyanı öfkeden, suçluluktan, korku ve kıskançlıktan koruduğu ve kısırlığa karşıda faydalı olduğu kabul edilir. Rüya Taşı olarak da bilinen Dumanlı Kuvars, umutsuzluğa, üzüntüye, öfkeye, depresyona ve diğer negatif etkilere karşı taş sahibini koruma altına aldığına inanılır.
________________________________________

Ametist : Ametist, kuvars ailesinden mor ya da mavi-mor renkli bir taştır. Asırlar boyunca türlü uygarlıklarda sevgi beğeniyle kullanılmış,Asya”da, Mısır”da mühür olarak değer kazanmıştır. Eski çağlarda “Sarhoşluğu yok eden taş” diye bilinirdi. O zamanlarda bir kısım kadeh,çanak, kap gibi şeylerin birçoğu ametistten yapılmaktaydı. Ametist, endoktrin ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, kanı temizler ve enerji verir. Bilinç seviyelerini aktive eder, yatıştırıcı etkisi vardır. Eski çağlarda kişileri hırsızlıklara karşı korunduğu söylenir. Meditasyon için en ideal taşlardandır.
________________________________________

Opal : Halk arasında Gökkuşağı Taşı olarak da bilinen opal, karışık bir de geçmişe sahiptir. Kimisi onu talihsizlikler getiren taş olarak nitelerken, kimisi de onu güven duygusunu taze tutmak ve düşmanlara karşı güçlü olmak için taşır. Ayrıca negatif duyguları emdiğine ve duygusal dengeleyici olduğuna da inanılır. Görme duyularını güçlendirip, sezgi arttırıcı etkisi vardır. Üst bene ulaşmak için kullanılabilir. Özellikle mücevheratta kullanılan opal, insanın avuç içi ısıyla renk değiştirme özelliğine de sahip yegane taşlardan biridir.
________________________________________

Sitrin : Sarıdan açık kahveye doğru giden bir renk yelpazesi oluşturan sitrin, birçok hastalığın iyileştirilmesinde kullanılmaktadır. Böbrek, kolon, ciğerler, hazım organları ve kalp için faydalıdır. Bir adı da Tüccar Taşı olan Sitrini, bazı inanan kişiler kasalarına koyarlar. Bu, onların parasal güçlerini arttırdıklarına inancıdır. Kimi kişilerde onun talihsiz bir taş olduğu kanısındadırlar ve her ne olursa olsun ona el sürmemeye çalışırlar.
________________________________________

Lapis Lazuli : O dünyanın en değerli taşlarından biridir. Çok eski medeniyetlerce de bilinen Lapis Lazuli, bir zamanlar Mısır Kralı Tutankom”un da mezarını süslerdi. Her zaman mavidir, ancak yoğunluğu çıkarıldıkları bölgelere göre farklılıklar gösterir. Gece Taşı ya da gerçek Taşı olarak da adlandırılan Lapis Lazuli, renginden dolayı göklerin sembolü olarak kabul edilir. İsim manası da “Göklerin Taşı” anlamını içermektedir. Küçük çocukları korkularından ve solunum yolu hastalıklarından uzak tuttuğu için Çocuk taşı da denir. İskeleti kuvvetlendirir, tiroid bezlerini harekete geçirir. Tansiyon ve kaygıyı azaltıcı, canlandırıcı etkisi vardır. Zihinsel açıklık ve aydınlanma için kullanılır. Yaratıcı ifade, fiziksel yetenekler ve iletişim yeteneğini kuvvetlendirir.
________________________________________

Yeşim Taşı : Binlerce yıl öncesinde bu yana Çinliler Yeşim Taşı”nı en değerli taşlardan biri yapmışlardır. Efsaneye göre büyük Çin Ejderinin yeryüzüne boşalttığı tohumların donmuş hali Yeşim taşı olmuştur. Günümüzde bile Çinli işadamları ellerinde yeşimden tılsımlar taşırlar, bir işe başlamadan önce onu tutar, okşar ve ondan güç alırlar. Bu taşın hayvan biçiminde yontulmuşları bugün bile çok revaçtadır. Ayrıca yeşim Taşının akıl hastalıklarına, dahili hastalıklara, göz bozukluğuna ve kadınların adet ve doğum sancılarına iyi geldiğine de inanılmaktadır.
________________________________________

Hematit : Enerji ve canlılık verir, stresi azaltıcı etkisi vardır. Çekim gücü fazla olduğundan, kişisel çekim, neşe, cesaret ve istek verir. Özellikle karar verme güçlüklerine birebirdir. Eski çağlarda tılsım olarak kullanılan taşların başında gelir, ancak modern çağda da insanlar bu taşın bel soğukluğuna iyi geldiği inancındadırlar.
________________________________________

Yakut : Güzelliği ve sertliği nedeniyle en değerli taşlardan biri olarak kabul edilir. Ona, Hindistan”da “Değerli Taşların Efendisi” adını yakıştırmışlardır. Onun kraliyet ailesi fertlerini koruduğuna inanılır. Kişiyi limitasyonlarından kurtardığı gibi,kendinden fazla diğerlerini düşünmesine yol açar. Cesaret, ruhsal gelişme, liderlik, mutluluk duygularını arttırır. Cinsel aşırılıklara da iyi geldiği söylenir. İnsanları mutsuzluğa karşı koruduğuna inanılır. Tasa, korkular, zehirlenmeler, zihinsel bozukluklara, erken ölüme ve hatta sel, fırtına gibi doğal afetlere karşı da koruduğu bilinir. Kimi yerlerde ise taş sahibinin etine ya da dişine takıldığında daha fazla güç ve enerji verdiğine inanılır.
________________________________________

Akik : Bedensel ve zihinsel kuvvetlendirici bir taş olan akik,taşıyanı tehlikeden korur, uyumsuzluklarına son verir. Akik taşının bunların yanı sıra uykusuzluğa, korkaklığa, karabasana,nazara ve hatta metabolizmaya faydası olduğu da bilinen güçleri arasındadır. Akik taşına kimileri de Ateş Taşı ya da Gezgin Taşı derler. Gerçeklerin farkına varılmasında yardımcı rol oynar. Eski Romalılar gücüne inandıkları bu taştan yüzük yaptırarak parmaklarına takarlardı. Akik taşının toprağı koruduğu da çok yaygın bir inanıştır.
________________________________________

Aquamarine : Gökzümrüt de denilen Aquamarine, soluk mavi-yeşil renkli bir taş olmasından dolayı, Sakin Taş olarak da bilinir. Her ne kadar Sakin Taş dense de, Cesaret taşı olarak adlandırılır ve onu taşıyana ya da takana özellikle ölüm karşısında cesaret verdiği söylenir. Bu taşı renginden dolayı özellikle denizciler tılsım diye kullanırlar. Renginden dolayı kahinler tarafından geleceği görmek için de kullanıldığından Kahin Taşı olarak da anılır. Akıl almaz renklerde olabilen Aquamarine, mücevheratta da kullanılır. Aquamarinin sinirleri yatıştırıcı özelliğinin yanı sıra düşüncenin berraklaşması ve yaratıcı gücün ortaya çıkmasında da büyük rolü vardır. Böbrek,karaciğer, dalak ve tiroid bezlerini kuvvetlendirir, vücudu temizler.
________________________________________

Obsidyen : Renginden dolayı kimileri ona Kara Kadife de derler. Obsidyen in en tutulan cinsi üzerinde beyaz lekeler olan Kar Taneli obsidyendir. Bu tür aynı zamanda Saflık Taşı olarak da bilinir. Karın ve bağırsakları etkileyerek, iyileştirir, zihin ve duyguyu birleştirir. Kaygıyı azaltır, bilinçaltında blokajları temizler. Akıl ve sevgi ile bağlarımızdan kopmamayı simgeler. Koruyucu tılsım olarak çok kullanılan bir taştır. Kahinler tarafından kehanet taşı olarak da kullanılmışlardır.
________________________________________

Kara Kehribar : Sahibini çeşitli hastalıklardan koruduğuna inanılan kara kehribar, takanı cinlere ve melankolik durumlara karşı korumasıyla da çok popüler bir taştır. Renginden dolayı Kara Kehribar denilen bu taşı, İtalya”da küçük tılsımlar yapmak için kullanırlardı. Nazara karşı en üst koruma yaptığına inanılan kara kehribar, ilk bulunduğu yıllarda kömür zannedilerek yakılmış daha sonraları ise zaman zaman yakılarak dumanının yılanları kovduğuna inanılmıştır. Kökeninin Hz. İsa” dan çok öncelere dayandığı bilinir.
________________________________________

Aytaşı : Ay”ın taşın parıltısını yansıttığı söylentilerinden dolayı bu ismi alan Aytaşı, lenfotik sistemdeki bozuklukları ortadan kaldırır. Duygusal dengeleyici vasıflara sahiptir. Tutumlarda esneklik yaratır. Bu taş hakkında en çok rivayet çıkan yerlerden biri de Hindistan”dır. Hindistan da kutsal bir taş olarak kabul gören aytaşı, sevgilileri daha ihtiraslı yaptığı da söylenir. Aytaşı, kadınlar tarafından kısırlığa iyi geldiği ve üreme organlarının sorunlarını çözmesi ve de kolay doğum yapmaya yaradığı için taşınır. Kişilerdeki egoizmi giderdiği ve fazla yemek yeme dürtülerini ortadan kaldırdığı da bilinir. Aytaşı üzerine yapılan rivayetlerin en çarpıcısı da, onu tılsım olarak taşıyan kişiyi şöhretli ve görünmez yaptığıdır.
________________________________________

Yılan Taşı : Genelde tılsım yapımı için kullanılan yılan taşı, kadim Mısır Uygarlığı”ndan beri kullanılmaktadır. Taşın bu ismi alması, dış görünümünün bir yılanın derisine benzemesindendir. Bu sebepten dolayı da her türlü böcek sokmaları, akrep ve yılan sokmaları gibi durumlar için karşılayıcı olarak kullanılır. Ayrıca kişilerde romatizmal rahatsızlıklara da iyi geldiği söylenir. Bu taşla romatizma tedavisi yapmak için, ağrılı yerlere bu taşı sarmak gerekir. Öte yandan cerahatlerdeki biriken irini akıtmak için de kullanılabilen bir taştır.
________________________________________

Kaplan Gözü : Bir kuvars cinsi olan Kaplan Gözü, kimi kesimlerde “Bağımsızlık Taşı” diye de anılır. Buna sebep, taşın, kendisini üzerinde bulunduran kişileri başka kişilere karşı daha az bağımlı yaptığına inanılmasıdır. Bu özelliği ikili ilişkileri zedelediği gibi, iş hayatında da ortaklıkları sona erdirebilir. Bu yüzden de çelişkili bir taş diye adlandırılır. Sindirim sistemi bozuklukları bu taş sayesinde giderilebilir. Dalak, pankreas ve kolon için faydalıdır. Duygusal denge unsuru ve inatçılığı azaltan bir taş olarak bilinir. Maskulen enerji verdiği gibi, kişilerin olayları net algılamasında rol oynar. Kaplan Gözünün bir unsuru da nazardan koruduğuna inanılmasıdır. Bu daha çok eski zamanlarda bu niyetle kullanılırdı.
________________________________________

Topaz (Sarı Yakut) : Eski zamanların en kudretli taşlarından biri olan Topazın, göz hastalıklarını ve veba gibi salgın hastalıkları ortadan kaldırdığı söylenir. Bir adı da “Aşk Taşı” olan Topazın bir çok rengi mevcuttur. Sağlıksız insanları sağlığına kavuşturduğu, onları korkaklıktan ve ahlaksızlılardan koruduğu bilinir. Çok güzel ve nadir bulunan taşlardan olan topaz, özellikle mücevher yapımında kullanılır.
________________________________________

Lal : Dairesel veya oval biçimli bir taştır. Lal”in erkek türü koyu kırmızı, dişi türü ise açık kırmızıdır. Üzerinde taşıyanı, bedensel zayıflığa ve acımasızlıklara karşı koruduğu bilinir. “Hayal Kuran” ve ” Merhamet Taşı” olarak da bilinir. Cinsel enerjiyi ve duyarlılığı artırdığı, cinsel dengesizlik eksikliğine karşı koruma taşı olarak bilindiğinden bazı yerlerde de “Tutkuların Taşı” olarak bilinir. Kalp şeklinde yapılmış tılsım Lal”ler, eşleri ve sevgilileri cezbetmeye yaradıkları gibi, yatak ve tastık altına konulduğunda kötü rüyaları ve gecenin kötü ruhlarını kovar. Bedeni kuvvetlendirir, temizler, canlandırır.
________________________________________

Turkuvaz : Bilinen taşların ve de tılsım olarak kullanılan taşların en popüleridir, çok sayıda da koruyucu özellikleri bulunur. Tüm vücudu kuvvetlendirir, hücreleri yeniler, kan dolaşımı, ciğerler ve respiratör sistemini canlandırır. Sakinlik verir ve yaratıcı ifadeye güç kazandırır. Duygusal denge, iletişim, sadakat ve dostluğu sembolize eder. Turkuvaz eski çağlarda hayvanları kötü etkilerden korumak için at tılsımı olarak da kullanılırdı. Aztek uygarlığında ise bu taşa “Tanrıların Taşı ” adı verilmişti.
________________________________________

Oniks : Kaygı azaltıcı, Kadın/erkek kutuplaşmasını dengeler ve ilikleri kuvvetlendirir. Kontrol ve denge unsuru bir taş olan Oniks, bağımlılıklardan da kurtulmaya yardım eder. Değerli bir taştır ve kişinin konsantrasyonunu sağladığı gibi nazara karşı da kullanılır. Kimi yerlerde zaman zaman “Ayrılık Taşı” diye de nitelendirilir. Çok çeşitli renkleri olan oniks, kişinin hangi konuda enerji desteğine ihtiyacı varsa onu sağlayan bir taş olarak da bilinir. Gelecek kaygılarını yok ettiği gibi kişilerde farkındalığı da sağlar.
________________________________________

Elmas : En sert ve değerli taş olan elmas, yüzyıllardır kadınları erkeklere karşı sihirli bir koruma altına almışlardır. Sertliğinin verdiği esinlenmeyle de doğal olarak yenilmezlikle özdeşleştirilir. “Size bir elmas hediye edilmişse eğer, bu satın alacağınız elmastan daha çok koruyucu özelliklere sahip olacaktır ” diye de bir rivayet bulunmaktadır. Altın bir muhafaza içine yerleştirilerek, vücudun sol tarafında taşınan elmasın daha etkili olduğu da bilinir. Erkek ve kadın ilişkilerinde sevgiyi arttırıcı bir güç olarak bilinen elmas, takanı büyü, zehirlenme, hastalıklar, karabasanlar, öfkelenme ve dirayetli olma konusunda da korur. Elmasın büyük olanı makbul değildir ve uğursuzluk getirdiği inancı çok yaygındır. Bu gün ismi lanetliye çıkmış bir çok elmas vardır.
________________________________________

Zümrüt : Dünyanın en kıymetli taşlarından biri olan zümrütler, mitlerin ve efsanelerin taşıdır. Geçmişte Şeytanın Cennet”den kovulurken alnından düşen taşın ve Kutsal Kadeh”de ki taşın da zümrüt olduğu söylenir. Renginin yeşil olması nedeniyle bu taşın yağmur yağdırdığına inanılırdı. Bağışıklık sistemi,sinir sistemi, kalp, ciğer ve böbreği kuvvetlendirdiği bilinir. Beden-ruh-zihin için tonik vazifesi görür ve kuvvetli bir duygusal dengeleyicidir. Bolluk, sevgi, iyilik, sakinlik, denge ve sabır unsurlarını da içerir. Zümrüte kimi yerlerde “Koşulsuz Aşk Taşı” da denmektedir. Sevgililerin birbirlerine verebilecekleri en iyi armağan olarak görülür. Kimi İslam ülkelerinde zümrüdün var olan koruyucu tılsım gücünü bazı ayetler okunarak daha da güçlendirildiğine de rastlanmıştır.
________________________________________

Safir : Dünyanın en pahalı ve değerli taşları arasında bulunan safirler, krallar tarafından kötülükleri uzaklaştırmak için kullanılırdı. Renginden dolayı ona Göklerin Temsilcisi denir. Sahibini masumiyete karşı koruduğu söylenir. Ayrıca sevgilileri koruyan özel güçler de içerirler. Dünya yüzünde en değerli ve ünlü safirler, Hindistan”dan çıkmışlardır. Çok değerli ve koruyucu gücü yüksek olması onu aranılır bir hale getirmiştir. Bugün bilinen en büyük safir,563 kıratlık Hindistan Yıldızıdır ve New York Doğal Tarih Müzesinde teşhir edilmektedir. Kalp ve böbrekleri kuvvetlendirir ve tüm salgı bezlerini harekete geçirici özelliği vardır. Psişik yetenekleri arttırır ve sezgi gücünü güçlendirir. Bu bakımdan dolayı yaratıcı ifadenin gelişmesinde büyük rol oynar. Karışıklığın ortadan kalkmasına neden olup kozmik farkındalığı da arttırdığı söylenir.

şifalı taşlar burç

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

İlginizi Çekebilir
Pokemon Go Türkiye

Pokemon Go Türkiye

13 Temmuz 2016
4.555
Şimdilerde ben

Şimdilerde ben

27 Haziran 2016
294
Dostum

Dostum

24 Haziran 2016
374
Kara Sevda

Kara Sevda

16 Haziran 2016
473
Zaman

Zaman

18 Nisan 2016
291
Bugün Doğum Günüm

Bugün Doğum Günüm

15 Nisan 2016
557
Vazgeçmeyin…

Vazgeçmeyin…

13 Nisan 2016
407
Bunlar da var!
Cuma Mesajları

Cuma Mesajları

23 Temmuz 2016
831
Facebook Sözleri & Mesajları

Facebook Sözleri & Mesajları

18 Ağustos 2016
1.496
Gülce

Gülce

14 Mart 2016
369
Kar kristalleri sesi yutar.

Kar kristalleri sesi yutar.

4 Ocak 2015
530
Dostum

Dostum

24 Haziran 2016
374